3 Eylül 2009 Perşembe

kavurma

Kavurma

Köylerde, kışta kullanmak üzere yapılan bir başka hazırlık da kavurma idi. Her türlü, depolama ve koruma imkanına sahip günümüz insanı, dünün insanını anlamakta güçlük çekebilir. Ama yalnızca doğal yöntemleri bilen, buzluğu, derin dondurucusu olmayan dünün insanı, kendi yöntemlerini uygulamak zorunda idi. Çünkü karnını doyurmak zorunda idi. Bunlardan biri de et ihtiyacıydı. Kasabalara ulaşım zordu. Ya yaya, ya hayvan sırtında en yakın kasabaya giden kişi bir tam gününü harcıyordu. Daha uzak meşaleler için üç gün veya bir hafta da gerekirdi. Bu sebeple ihtiyaç hissettiği an bulabilsin diye insanlar bir hayvan kesiyor, onu kavuruyor, cam bir kapta veya orta boy bir küpte muhafaza ediyordu. Etli yemek pişireceğinde, aile fertleri sayısınca parçayı alıp yemeğe katıyordu.

Kavurma nasıl yapılırdı?

Kavurma yapılacak hayvanın temiz olmasına özellikle dikkat edilirdi.. Bazan koyun kesilmekle birlikte kısır keçiler tercih edilirdi. Kesilen hayvan parçalara ayrılır,yıkanırdı. Ocağa vurulan kazana etler konur, etleri henüz örtecek kadar da su ilave edilir. Yeterince tuz konduktan başka içine parça bahar (baharat) konur. Etler kaynar su biter, et kendi yağında kızarıncaya kadar çevrilir. Kıvamına gelen kavurma renginden ve kokusundan belli olur. Kemiği tutup salladığımızda üstündeki etler ayrılıyorsa kıvam tam kıvamdır. Ateşten alınır, kaba kaba kemikler ayrılır. Geriye kalanlar da tam soğumadan küpe konur. Yağı da üzerine dökülür. Soğuyunca yağı donar, beyaz renge dönüşür. Donan bu yağ eti de büyük ölçüde korumuş olur. İhtiyaç duyuldukça, yeterince alınıp yemeğe ilave edilir. 3 – 4 ay bozulmadan kullanılır.

Oğuz M. Yorgancıoğlu ”Kıbrıs Türk Folkloru” (2000) Kitabı

Hiç yorum yok: